İlk kez 1700'lü yıllarda hiç çocuk sahibi olmayan rahibelerde meme kanserinin daha fazla görüldüğünün saptanması bu hastalık ile doğum ve emzirme arasında bir ilişki olabileceği fikrinin doğmasına neden olmuştur. Zaman içerisinde yapılan pekçok çalışma bu ilk gözlemin gerçek olduğunu ortaya koymuştur. Emzirme kadının meme kanserine yakalanma riskini azaltmaktadır ancak bu etkinin nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir. İleri sürülen mekanizmalardan birisi emzirme süresince ortaya çıkan düşük östrojen hormonu seviyelerinin bu koruyucu etkideki en önemli faktör olduğudur. Bir başka tez ise meme hücrelerinde süt üretimi sırasında meydana gelen moleküler değişikliklerin bu hücreleri kanser gelişimine karşı daha dirençli hale getirdiğidir.
Her yıl sadece Amerika Birleşik Devletlerinde 40.000'den fazla kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Tüm dünya göz önüne alındığında bu sayının 1.5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Meme kanseri gelişmiş ülkelerde daha sık görülürken geri kalmış ya da gelişmekte olan toplumlarda ise daha seyrektir. Bu farklılığın temel nedeni kadınların dünyaya getirdiği çocuk sayısı ve toplam emzirme süresidir. Çeşitli zamanlarda yapılan ve toplam 50.302 meme kanserli ve 96.973 meme kanseri olmayan kadının incelendiği 47 çalışmanın sonuçlarını bir arada değerlendiren yeni bir araştırmada bir kadının emzirdiği her 12 ay için meme kanserine yakalanma riskinde yüzde 4.3'lük bir azalma olduğu ayrıca emzirme süresinden bağımsız olarak her doğumun bu riskte yüzde 7'lik ek bir azalma sağladığı ortaya konmuştur. İlk bakışta yüzde 4.3 az gibi görünse de annelerin bebeklerini 6 ay daha fazla emzirmeleri sonucu her yıl sadece İngiltere'de görülen meme kanseri sayısında 1.000 civarında azalma olmasını beklemek aslında oranın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Gelişmiş ülkelerde anneler bebeklerini ortalama 3 ay civarında emzirmektedirler. Geri kalmış ülkelerde ise anne sütünün bedava olması nedeni ile bu süre çok daha uzundur. Hem emzirme süresinin uzunluğu hem de çocuk sayısının fazlalığı nedeni ile gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerdeki kadınlar yaşamlarının toplam 10 yıldan fazlasını emzirerek geçirmekteyken gelişmiş ülkelerde bu süre 8 ay civarındadır. Bu nedenle gelişmiş bir ülkede yaşayan bir kadının 70 yaşına kadar meme kanserine yakalanma olasılığı yüzde 6.3 iken, geri kalmış ülkelerde bu risk yüzde 2.7'ye inmektedir. Azalma menopoz öncesi görülen meme kanserlerinde daha belirginken menopozdan sonra ortaya çıkan meme kanseri sıklığında bu derece belirgin bir azalma yoktur.
Bu veriler kesinlikle çok sayıda çocuk doğurun anlamını içermemektedir. Fazla sayıda doğumun genel kadın ve toplum sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri vardır ve asla önerilmemektedir ancak emzirmenin meme kanseri açısından ne derece önemli olduğunu ortaya koyması yönünden çok anlamlıdır. Bu nedenle dünyadaki gönüllü sağlık kuruluşları annelerin bebeklerini 2 yıla kadar emzirmeye devam etmelerini önermektedir.
Emzirmenin olumlu yönde etkilediği bir başka kanser türü de over yani yumurtalık kanseridir. Over kanseri çok sinsi seyreden ve son dönemlerine kadar belirti vermeyen bir kanserdir. Yapılan araştırmalarda 30 yaşından önce doğum yapan ve bir yıl ya da daha fazla süreyle bebeğini emziren kadınların over kanserine yakalanma riskinde belirgin bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Hamilelik ve emzirmenin her ikisi de yumurtlamayı baskıladığı için bu organın kanserilerinde azalmaya neden olur. Bu etki doğum kontrol haplarının yumurtalık kanserini azaltıcı etkisi ile aynı mekanizma sonucu ortaya çıkar.
kaynak: Amerikan Hastanesi



